Bakire Olduğunu Kanıtlamak İçin ‘Cinsel Saldırıya Uğradım’ Diyen Kadın ve Bir Hakimin Yüreğinden Dökülenler

Evlendikten sonraki sabah çarşafta kan izi göremeyen ailesi tarafından ‘bakire değil’ diye eziyet gören genç kadın, bakire olduğunu kanıtlayabilmek için ‘Cinsel saldırıya uğradım. Bekaret testi yapın.’ diyerek Mahkemeye başvurdu. Mahkeme tarafından test yaptırılan kadının bakire olduğu anlaşılınca töreler tarafından kadın aklandı fakat bu seferde ‘suç uydurduğu’ için hakkında yargılama başlatıldı.

İşte o yargılamanın hakiminin ağzından dökülenler;

“Hakim, hukuka ve vicdanına göre karar verir” kuralını ilk kez bu kadar derinden anladım. Bu bilgi beni meslek hayatımın 5. yılında gelip tekrar buldu.” Bu sözler, kadın hakime ait. Hakim, törelerin baskısıyla karşısına sahte ihbarda bulunduğu için sanık olarak gelen genç kadın hakkında yürek sızlatan bir gerekçeli karara imza attı. İşte hakimin, sosyal paylaşım sitesinden paylaştığı olay ve kararın gerekçesi:

“İnsanların hayatı hakkında karar vermenin ağırlığını hiç bu kadar hissetmemiştim. Genç bir kız, henüz 18 yaşında. Sanık. İsnat edilen suç uydurma… “Cinsel saldırıya maruz kaldım, hastaneye sevk edin” diye şikayette bulunuyor. Rapor geliyor ki, bakire. Derdi sonra anlaşılıyor. Evlenmiş ve hasta olduğu için eşiyle birlikte olamamış. Eşinden birkaç gün müsade istemiş. Ancak aldığı cevap “Ben çarşafı misafirlerin önüne sereceğim, bahşiş toplayacağım.” Bundan daha ağır bir hakaret yoktur herhalde. “Kızınız bakire değil” diye ailesine haber verilmiş. Görmediği eziyet kalmamış. “İnfaz kararın verildi” demişler. Aç bırakmışlar, dövmüşler. Evden çıkamayacak duruma gelmiş utançtan. Gitmiş karakola, uyduruk bir şikayette bulunmuş. Tek amacı bekaret raporu alabilmek. Almış da. Alnını kaldırmış yerden. Herkesten alacaklı şimdi. Gözyaşlarıyla anlattı. İfadesini sonuna kadar dinleyene dek mahkumiyet düşünüyordum.

Hakim, hukuka ve vicdanına göre karar verir

En son dedi ki “Kendimi aklamak için yine olsa yine aynı şeyi yaparım. Çünkü ailemin şerefi, onuru söz konusuydu, başka çarem yoktu.” Kadınlığımdan utandım onun adına, cinsiyetimden utandım. Öyle bir sızladı ki yüreğim, Hukuk Fakültesi’nde bana ilk öğretilen şeyi “Hakim, hukuka ve vicdanına göre karar verir” kuralını ilk kez bu kadar derinden anladım. İlk insan gibi ilk bilgi beni meslek hayatımın 5. yılında gelip tekrar buldu. Beraat dedim. Ağladı karşımda. Hepimizin şaşkın bakışları arasında kürsüye geldi. “Sizin bu yaptığınızı annem babam yapmadı bana” dedi. Bir kez daha utandım onun adına. Sarıldı. Onun gözleri, benimse yüreğim ağladı.

İşte gerekçem. Temyiz edilir mi bilmiyorum. Yürekten hissettiğim öyle bir şey var ki ben bu kararı vermeseydim huzurla uyuyamayacaktım, yastığım taş olacaktı bana. Vicdanım rahat. Varsın bu defa da hukuk huzursuz olsun. Bu kız hayattan alacaklı. Hukuk da benden alacaklı olsun.

“(…)Şerefini ve namusunu aklamak için bakire olduğuna dair rapor almak için gitmiş olduğu doktorlardan hakim ya da savcı kararı olmaksızın böyle bir raporun düzenlenemeyeceğini öğrenen sanık son çare olarak cinsel saldırıya maruz kaldığı yönünde karakola şikayette bulunarak hastaneye sevkini sağlatmıştır. Bir kadının toplum içerisinde en az bir erkek kadar yeri vardır. Hiçbir kadın bekaretinin hesabını bahşiş vermek için önlerine çarşaf serilmesini bekleyen akrabalarına vermek zorunda değildir. Sanık evliliğinin ilk anından itibaren eşinden hastalığı geçene kadar anlayış beklemiş ancak bu insani talebine yanıt alamamıştır. Ne acıdır ki, bir kadın bakire olduğunu ispatlayabilmek için rapor alabilmek gayesiyle kendine başka bir lekenin sürülmesine razı olmuştur. Eşi, eşinin ailesi ve kendi ailesi tarafından ölümle tehdit edilip tek çaresi bakire olduğunu ispatlayabilmek olan sanığın burada hem kendisinin hem de ailesinin şeref ve haysiyetini kurtarmaktan başka amacı olmadığı dikkate alındığında sanığın suç kastı ile değil de toplumda çok önem verilen bekaret olgusunu ispatlayabilmek için hareket ettiği açıktır. Sanık o kadar vakur bir tavır sergilemiştir ki, maruz kalmış olduğu tüm aşağılamalara ve yargılama sürecine rağmen pişman olmakla birlikte ‘kendimi aklamak için yine olsa yine aynı şeyi yaparım’ demek suretiyle suç kastından ziyade namusunu için yaşadığı olgusuna bir kez daha vurgu yapmıştır.

Beraatine karar

(…) Hemen hemen her gün kadına karşı şiddet olaylarının yaşandığı, kadınların ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü, aşağılandığı, namus nedeniyle aile meclisi tarafından infaz kararı verilerek öldürüldüğü, tüm namus olgusunun bekaretten ibaret olduğu bir toplum yapısı içerisinde sanıktan kendisini aklamak için başka bir şekilde hareket etmesinin beklenemeyeceği vicdani kanaatine varılmış ve izah edilen nedenlerle tek amacı kendisini temize çıkarmak olan sanığın suç kastıyla hareket etmediğinin anlaşılması karşısında beraatine karar vermek gerekmiştir.”

cinsel saldırı mağdurları

 

Çabukoğlu Avukatlık Bürosu Antalya
Av. Ceren Zorlu Çabukoğlu
Av. Mehmet Münir Çabukoğlu

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz